Son Dans
İkisi de sahnede doğdu, ikisi de sahne için her şeyi feda etti ve ikisi de en çok parlayan anlarda en derin çukura düştü. Bir güreşçi, bir futbolcu ama aynı hastalık: alkışsız yaşayamamak.
6/13/20264 min read


Darren Aronofsky’nin 2008 yapımı The Wrestler filmi bir adamın hikâyesi değil; bir kimliğin dramını taşır. Randy “The Ram” Robinson, 80’lerin süperstarıydı: sarı saçları, arenayı dolduran bedeni, her girişinde ayağa kalkan kalabalıklarıyla. Şimdi karavan parkında yaşıyor, hafta sonları küçük lokal ringlerde yüzü yara içinde kazanıyor, hafta içi market reyonunda etiket basıyor. Dünya onu unuttu ama o hâlâ aynı adam. Aynı gülümseme, aynı kibir, aynı “ben halkımı seviyorum” retoriği. Bu hikâyeyi ilk duyduğunuzda aklınıza bir güreşçi geliyor. Ama biz bugün size başka birinden bahsedeceğiz.
Neymar Jr., São Paulo’nun işçi sınıfı mahallelerinden çıktı. Babası profesyonel olamayan bir futbolcuydu; oğlunun önündeki yolu daha net görüyordu. Santos FC’ye ilk geldiğinde 11 yaşındaydı. Antrenörler birbirine baktı: bu çocuk topa başka türlü dokunuyordu, sanki top ona itaat ediyordu. 17 yaşında profesyonel forma, 18 yaşında milli takım. Pelé onu açıkça işaret etti: “Bu çocuk benden iyi olabilir.”
Ve Neymar bunu duydu. Belki biraz fazla duydu.
Santos’taki yıllarda Neymar, futbol tarihinin en özgün bireysel dillerinden birini geliştirdi: çalımlar, elastico hareketi, topuk voleları, frikikler ve en önemlisi her gol sonrası koreografisi vardı, her maç onun için bir gösteriydi. Tam anlamıyla Randy gibi seyircinin varlığından güç alan, onlarsız soluk alamayan biri.
Randy de bir zamanlar büyük ringde sahne almıştı. Ama “ikinci adam” olmak ona yetmezdi. Büyük ringe, tek başına, adının tek yazıldığı afişe ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaç onu küçük salonlara, sonra daha da küçük salonlara sürükledi. Neymar ise Barcelona’ya transfer olduğunda dünyanın en iyi ikinci oyuncusuydu. Messi ve Suárez ile kurduğu “MSN” üçlüsü, futbol tarihinin en yıkıcı hücum hattıydı. 2015’te Şampiyonlar Ligi, La Liga ve Copa del Rey yani tek sezonda üç kupa. Ama Neymar orada mutsuzdu çünkü Messi’nin gölgesinde kalmak istemiyordu. Tarihe geçmek için birinci olmak gerekiyordu.


2017 yazında PSG, 222 milyon Euro ödedi. Futbol tarihinin en pahalı transferi Neymar, Paris’e büyük vaatlerle geldi: Şampiyonlar Ligi kazanacaktı, PSG’yi zirveye taşıyacaktı, tarih yazacaktı ama her kritik maçta ya sakatlandı ya da sahne dışında kaldı. Şampiyonlar Ligi finali bir kez bile gelmedi. Randy de kendi büyük ringi için yıllarca bekledi ve beklerken hayat geçip gitti. The Wrestler‘ın en sarsıcı sahnesi ring değildir: doktorun muayenehanesindedir. Kalp krizi geçiren Randy’ye hekim kesin konuşur: “Bir daha ringe çıkarsan ölürsün.” Randy başını sallıyor, anlıyor, teşekkür ediyor. Ringten çekilir gibi yapıyor ama çekilemiyor.
Neymar da benzer biçimde sahadan çekilemiyor. Brezilya forumlarında taraftarlar uzun yıllardır aynı şeyi yazıyor: maç öncesi gece kulübünde dans ediyor, sakatlanıyor, iyileşiyor, geri dönüyor. Sahne bağımlılığı futbolla sınırlı değil zaten, özel hayatında da aynı gösteri sürüyor. Bruna Marquezine ile yıllarca süren ilişki defalarca bitti ve geri döndü. Aldatma haberleri, 2019’daki cinsel saldırı iddiası ve Neymar’ın sosyal medyada yarı çıplak mesajlarını herkese açarak bizzat sahneye çıkması gibi o tuhaf skandalları.. Suçlamalar düşürüldü ama imaj zaten sahneydi.
2014 Dünya Kupası çeyrek finalinde, Brezilya-Kolombiya maçının son dakikalarında Kolombiyalı oyuncu Zúñiga’nın dizinin Neymar’ın sırtına çakılmasıyla her şey değişti. Omurganın üçüncü bel omuru kırıldı, turnuva bitti, Neymar sedyeyle çıktı. Doktorlar iki haber verdi: iyi haber, darbenin 2 santimetre daha yana gelmesi felç anlamına gelirdi ve bir daha yürüyemeyebilirdi. Kötü haber ise turnuvanın, belki de o neslin en büyük şansının çoktan kapandığıydı. Doktor Randy’ye bunu söylediğinde Randy güler gibi yapar ardından pencereye bakar. Uzun bir sessizliğin ardından doktor tekrar söyler: “Anlıyor musun? Bir daha ringe çıkamazsın.” Randy başını kaldırır: “Anlıyorum.” der. Ama bakışlarında başka bir şey var: ringi duyuyor, kalabalığı duyuyor ve zaten karar çoktan verilmiş.
Neymar da karar verdi. 2026 Dünya Kupası için sahaya çıkacak.
Filmde Randy’ye eski ezeli rakibinden teklif gelir: son bir rövans maçı. Vücudu bitik, kalbi tehlikeli, doktor “hayır” dedi ama o köşe direğine tırmanır, kalabalığa bakar, alkışları duyar. Aronofsky o son atlamayı göstermez. Film biter, Randy havadadır ve biz yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Önemli olan bu değil zaten. Önemli olan: o adamın başka türlü yapamayacağı.
Neymar 34 yaşında, omurgası kırılmış, 2 santimetre farkla yürüyebilen, doktor “bitti” demiş bir adam. Ama 2026 Dünya Kupası sahası onu çağırıyor, Brezilya forması onu çağırıyor, 200 milyon insan onu çağırıyor ve o son dansını yapmak üzere geliyor.




