Regular Show: Kayıp Kasetler

Retro oyunlarımız, kaset teyplerimiz ve sert gitarlarımız hazırsa sadece bir rakun ve kuşun hikayesini izlemeye değil, bizim o tuhaf, güzel ve bir daha geri gelmeyecek çocukluğumuzun kıyısına yani parka geri dönüyoruz. Hazırsanız kasetleri teybe takın, o tanıdık ritmi yakalayın ve Benson bizi kovmadan yerinizi alın!

Salish

5/15/20263 min read

2010 yılının bir sonbaharında Cartoon Network, ekranlarına garip bir çizgi dizi yerleştirdi. Ana karakterler bir rakun ile bir kuştu, ikisi de park görevlisiydi, ikisi de işten kaçmak için bahane arıyordu. İsmi son derece mütevazıydı: Regular Show. “Sıradan Gösteri.” ama bu dizi, adının tam tersiydi.

Sonra bir gün gitti, kış uzun sürdü ama sonunda ilkbahar geldi ve onlarla birlikte geri döndü. Kayıp kasetler; akşam aynı yerinde saat 19:30’da, o tanıdık melodiyle yeni bölümleriyle yeniden çalmaya başladı. Mordecai hâlâ tembel, Rigby hâlâ yaramaz ve sanki hiç gitmemişler gibi. Anlayacağınız çocukken bizi ekrana kilitleyen o eski, sıradan olmayan gösteri de geri döndü

Regular Show’u özel yapan şey ne kahramanlıklar ne de ahlaki derslerdi. Dizi, işten kaçmayı, video oyunu oynamayı, sevdiğin insana mesaj atmayı becerememeyi yani gençliğin tüm küçük dramalarını anlatıyordu.

Fantastik unsurlar ne kadar saçmalaşırsa saçmalaşsın, karakterlerin hisleri her zaman yere basıyordu. Mordecai’ın içine kapanıklığı, Rigby’nin kırılganlığı, ikisi arasındaki o yıllara dayanan bağ hiçbir zaman dekor olmadı. Ekranda bir rakun ve bir kuş vardı ama aslında gelecekteki kendimizi izliyorduk.

Quintel, diziyi 80’lerin ve 90’ların kültürel atmosferine gömdü. Retro arcade oyunları, kaset teypler, synthwave’i andıran müzikler… Müzik demişken dizide kullanılan şarkılar yalnızca arka plan doldurmak için kullanmıyordu; klasik rock’ın sert gitarları elektronik nostaljiyle buluşuyor, her sahneye tam oturan bir ses paleti ortaya çıkıyordu. Regular Show, müziğin bir anı nasıl dondurabileceğini çok iyi biliyordu. Yani Regular Show, bir dönemin estetik hafızasıydı.

Dizi zamanla büyüdü, karakterleriyle birlikte olgunlaştı. İlk sezonlarda ağırlıklı olarak komedi ve absürd maceralar sunan Regular Show, ilerleyen yıllarda karakterlerin gerçek anlamda değişmesine izin verdi.

Mordecai aşkta yanıp kavruldu, ağladı, hatalar yaptı ve öğrendi. Rigby ise o sonsuz tembel, sorumsuz görünen çocuğun aslında ne kadar derin yaralar taşıdığını fark ettirdi; geçmişiyle yüzleşmesi izleyiciyi her seferinde şaşırttı. Benson öfkesinin arkasında sakladığı yorgunluğuyla, bir müdürden çok hayatla boğuşan birine dönüştü. Pops masumiyetiyle her sahneyi aydınlattı ama serinin ilerleyen bölümlerinde bu masumiyetin çok daha büyük bir anlam taşıdığı ortaya çıktı. Skips, parkın sessiz bilgesi olarak her krizde devreye girdi ama kendi acılarını kimseyle paylaşmadı. Kas Adam ise “ANNEM” esprileriyle tanınan o gürültülü karakter olmaktan çıkıp, sevdiği için gerçekten her şeyi yapabilecek birinin hikâyesini anlattı. Serinin finali ise yıllar boyunca bu diziye gönül vermiş herkesin gözyaşlarını tutamamasına neden oldu.

Regular Show’un mirası yalnızca nostaljiyle açıklanamaz. “Çocuk çizgi filmi” ile “yetişkin mizahı” arasındaki sınırı sildi. Ve izleyicilerine şunu söyledi: Sıradan bir hayatın içinde bile büyülü şeyler olabilir. Hatta olmalı.

Mordecai ve Rigby o parkta hâlâ bir yerlerde oturuyor olmalı. Ve biz, onlara her baktığımızda o tuhaf, güzel, bir daha geri gelmeyecek çocukluğumuzun kıyısında duruyoruz. Ardından bize de tek cümleye bütün diziyi özetlemek kalıyor:

İyi gösteri, çok iyi gösteri.

Kült Sinema Kulübü

info@kültsinemakulübü.com

Necmettin Erbakan Üniversitesi Köyceğiz Kampüsü