Kampüsün Moda İkonları 4

Bu hafta izlediğimiz ve yılda bir gerçekleşen Met Gala'ya katılmak için 100.000 dolarınız olmasına gerek yok aynı gösteriyi zaten her hafta kampüsümüzde görüyoruz. Kampüsün ahlak polisi her zaman olduğu gibi iş başında; radarı açık, defteri hazır ve affı az. Keyifli okumalar ama dikkat edin onun diline düşmemekte fayda var.

Ahlak Polisi

5/6/20262 min read

Bu ay hazır "The Devil Wears Prada 2" gösterime girip moda dünyasını yakıp kavururken benimde Emily’nin o meşhur masasına oturup kampüsteki kombinleri radarıma alma zamanım gelmiş demektir.

2012'nin üstünden yıllar geçmişken, hala malum kişinin karısının moda haline getirdiği kocaman saz topuzu yapanlar görüyoruz. En kötüsü de o topuzun katman katman ve sanki içine kumanya doldurulmuş gibi gözüküyor olması. Bu kombinin Met Gala’ya katılmasını çok isterdim ama bu halinle sadece Ajdar’ın yanında mahkemeye çıkarsınız. Gerçi Ajdar bile sizi yanına kabul etmez ama olsun. Ayrıca her şeyi sade bırakıp star parça işini ciddiye alıp, kendi kendine star parçanı oluşturduğun absürd, aşırı simli ve parıltılı gümüş ceketinin göz yorması da cabası. DWP’da Andy Sachs bile o cerulean kazağından kurtulup Chanel çizmelerini giydiyse, yardımlarımızla bu stil problemini aşabileceğine dair inancımız tam.

"Erkeklerin giyim tarzı tekdüze siyah sade şeyler" algısını tamamen yıkan kampüsümüz erkekleri bu siyah olayına bir el atıp beyaz yün deposu ceketlerinin üstüne piping tarzı çizgilerin konulması elimize hançer verseler sizi ipe dizeceğimizin bir ön gösterisi. O siyah piping detayları ceket üzerinde bir rota çiziyor ama maalesef o rota sizi şıklığa değil, 2012 model bir mobilyacı dükkanının sözde modern koltuk takımı reyonuna götürüyor. Hele ki altına bilek hizasında giyilmiş kumaş pantolonla bu kombin sizi sadece ters bakışlara maruz bırakacak bir varoşluk düzeyinde. İnsanların dediklerini çok takmamalıyız ama bazen de taksak iyi olur gibi.

Bu hafta geçmiş yıllarla çok haşır neşir olduğumuza göre sözde ressam şapkası kılıklı pembe ecevit şapkacıları da bir ele almamız lazım. Bu güzelim şapkanın altına krem rengi ispanyol paca tayt ve üstüne de kırmızı renkli bluz giymeniz canımı çok acıttı. Pembe olup pembe yaşamak bir markadır ama bu korkunc kombini bu şapkayla göstermeniz Slyvia Plath'in incir ağacı teorisine çok benziyor. Bu teoride birinin, birbirinden farklı şeyleri ayni anda yapmaya çalışıp en sonunda hiçbir şey yapamaması olayıdır. Tıpkı sizin aynı anda hem şık hem rahat hem klasik görünme çabanız gibi.

Kampüste bu hafta gördüklerimiz bize şunu hatırlattı: 2012’nin hayaleti hâlâ aramızda dolaşıyor ve üstelik beraberinde kumanya dolu topuzlar, mobilyacı koltuk takımı detaylar ve kimlik krizi yaşayan şapkalar getiriyor. Tek parçanı öne çıkarmak isterken her şeyi aynı anda söylemeye çalışmak, Sylvia Plath’ın incir ağacının moda versiyonundan başka bir şey değil. Miranda Priestly’nin “o kadar” dediği an geldi: ya bir şey söyle ya da sus. Kombinleriniz de aynı kararı vermek zorunda.​​​​​​​​​​​​​​​​