Kampüsün Moda İkonları
Kampüsümüzde trend belirleyicileri gözüne kestiren bir ahlak polisimiz var! Sosyal Bilimler Fakültesi kantininde, ringde ya da Fera’da ona denk gelebilirsiniz. Onun diline düşmemek için ne giydiğinize biraz dikkat etmekte fayda var. Keyifli okumalar diler, ona yakalanmamanızı umarız.
Ahlak Polisi
1/22/20263 min read
Parlak montlar için gözlüğünüzü, 20 litrelik Stanley termosunuzda matchanızı hazırladıysanız gelin, bu hafta gözümüzü kanatanlara hep birlikte bakalım.
Neslinin tükenmesini dört gözle beklediğimiz siyah parlak Lufian montlar, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de göz zevkimizi acımasızca deşmeye devam ediyor. Eşref Tek havalarında giyilen bu gıcır gıcır montların estetik görünme ihtimali yok ama en azından “Blue Story’de gördüm” diyerek bir özenti bahanesine sığınabileceğinizi söyleyebiliriz. Ama şöyle bir baktığımızda filmle uzaktan yakından alakanız yok; çünkü hayatınızdaki tek heyecan, ringin istediğiniz saatinde gelip gelmeyeceği ya da gelirken ağzına kadar dolu olup olmayacağı. Neyse… Yine de umarız bahaneniz Blue Story’dir; çünkü şu montla başka hiçbir hikâyeye yakışmıyorsunuz.
Sahnenin devamında, benzersiz berbatlık konusunda rakipsiz olan başka bir tür karşımıza çıkıyor: Abartı kürklerine sarılıp, balıkçı ağını andıran file çorapların içine sıkıştırılmış eteklerle gezen; kampüste yürümeye trekking ayakkabısı bile zor yeterken ipince topuklularıyla kafeteryalarda fink atan, Kylie Jenner misali o meşhur pick me kız… Her adımında “estetik işkence” konseptini yeniden tanımlarken yanına da pembe/beyaz İspanyol paça taytını giyen, 20 litrelik pembe Stanley termosunu eksik etmeyen Hailey Bieber da bize eşlik ediyor. Kendilerini estetikliğin zirvesinde kabul eden bu arkadaşlarımız, sanki hayatlarında hiç turnikeden geçerken “yetersiz bakiye” anonsu almamış gibi davransalar da onlar da içimizden biri. Hayatlarını ana karakter edasıyla yaşayıp herkesin onlara hayran olduğunu sansalar da kamera karşısına çıktıkları tek yer hâlâ aynı: Her hafta istisnasız çekilen ama hiçbir zaman ses getirmeyen o mistik “NEÜ’de otobüs krizi” başlıklı videosu… Ve biz de her hafta aynı sahneyi izleyip tek şeyi düşünüyoruz: Bu kadar gösterişin içinde kaybolan tek şey, gerçeklik duyguları.
Kışa girmişken botları es geçmek olmaz. Paraşüt pantolonları botun içine tıkıştırıp bunun estetik olduğunu sanan “köyden indim şehre” tarzı, özellikle Köyceğiz Kampüsü’nde zirve yapmış durumda. Gerçi yerleşkemizin tarım ve hayvancılığa bu kadar uygun olduğu düşünülürse, ortaya çıkan görüntü çok da şaşırtıcı değil.
Son olarak, bu hafta kampüste radarımıza en çok takılan renk, yılbaşı yaklaşırken kaçınılmaz olarak kırmızı ve türevleri oldu. Görünen o ki bazıları renk tonu konusunda Noel Baba’yı referans almış; fakat ortaya çıkan sonuç, mahalle pazarındaki yılbaşı tezgâhını bile zor aratıyordu. Keşke gerçekten Noel Baba’dan ilham alsaydınız da o kombinlere bulaşmasaydınız. Kısacası yılbaşı ruhunu sadece rengiyle tuttursanız da kombinler hâlâ Bedesten Çarşısı’ndaki Sultan Abla’nın gardırobunda mahsur kalmış gibi gözüküyor
Özetle, bu hafta kampüste karşımıza çıkan tüm manzaralar tek bir tabloyu gözümüze soktu: Parlak montuyla özenti bir sertlik kovalayanlar, estetik adına kendini işkenceye sokan pick me kombinleri, botun içine zorla sıkıştırılmış paraşüt pantolonları ve yılbaşı bahanesiyle her yere serpiştirilen kirli kırmızı tonları… Çok fazla iddia ama çok az uyum; çok fazla gösteriş, neredeyse hiç gerçeklik. Kampüs modası bu hafta da yine kendi içinde büyük bir gürültü çıkarıp, stil açısından hiçbir yere varamayan bir gösteriye dönüştü.




