Erased: Geçmişin Yükü ve Bir "Uyanış" Hikayesi
"Anime çocuk işidir" diyen o sığ ön yargı duvarını balyozla yıkan bir başyapıt: Erased. 29 yaşındaki bir kuryenin, 18 yıl önceki bir çocuk katiliyle ve kendi pişmanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kaldığı o buz gibi Hokkaido sokaklarına davetlisiniz. Satoru Fujinuma’nın kullanabildiği o tekinsiz güç, bir lütuf mu yoksa 15 yılını bir hastane odasında çürütecek ağır bir bedel mi?
Zifir
3/18/20264 min read
Herkesin ön yargılarından dolayı izlemeyi reddettiği dizi ve filmler listesi vardır; buna "asla izlemem" listesi de diyebiliriz. Benim listemin başında animeler vardı. Sebebi nedir bilinmez ama bana sıkıcı geliyordu. Ancak bu ön yargıyı kırıp Erased’e başladım ve 12 bölümü soluksuz izledim. Sıkıcı olmak bir yana, izlediğim çoğu filmden daha sürükleyiciydi diyebilirim. Çünkü Erased, sadece geçmişe giden bir adamın hikayesi değil; pişman olduğu ve "keşke" dediği şeyleri değiştirebilecek güce sahip bir kahramanın hikayesi. Peki, bu güç Satoru’ya gümüş tepside sunulmuş bir lütuf mu, yoksa büyük bir yük mü?
Satoru Fujinuma; hayatın sıradanlığından ve geçmişin yüklerinden boğulan, geçmişle gelecek arasında sıkışıp kalmış bir adam. Ancak onu bizden ayıran, kendi deyimiyle bir "Uyanış" yaşıyor olması. Etrafındaki felaketleri önlemek adına, istemsizce o anın birkaç dakika öncesine savruluyor. Fakat bu güç, onu kahraman ilan ederken aynı zamanda büyük bir sorumluluk yüklüyor. Bir trafik kazasını önlemek için beş dakika geriye gidip bir çocuğu kurtarmak kulağa hoş gelebilir; ama ya kurtaramazsanız ya da kendinizi feda etmek zorunda kalırsanız? İşte o zaman işler değişir.


İlk zamanlar Satoru bu güç hakkında çok fazla düşünmüyor; o an elinden geleni yapıyor ve konu kapanıyor. Ancak bir gün eve geldiğinde annesinin korkunç bir cinayete kurban gitmesi ve tüm okların kendisine çevrilmesiyle bu güce muhtaç kalıyor. Çaresizlik içinde, elleri kanlı bir şekilde evden kaçarken içinden tek bir şey diliyor: "Lütfen, 10 dakika öncesine gidip annemi kurtarayım!" Satoru, tahmininin aksine 10 dakika öncesine değil, 18 yıl geriye gidiyor. Neden mi? Çünkü annesinin ölüm nedeni, aslında 18 yıl öncesinde yarım kalmış "kayıp çocuk" vakalarında saklı. Bu da demek oluyor ki Satoru sadece annesini değil, kayıp çocukları da kurtarmalı ve katili bulmalı.
Evet, Satoru 29 yaşındaki bir yetişkinin aklı ve bir çocuğun bedeniyle geçmişteki hatalarını düzeltmek için her şeyi yapıyor. Tüm bu kaosun temeli ve Satoru’nun da önceliği olan Kayo Hinazuki’nin kaybından sonra diğer kayıplar yaşandığı için, ilk hedefi o kızı korumak oluyor. Kayo; kırmızı atkılı silüeti, derin sessizliği ve yalnızlığı ile ailesinden şiddet görmüş, toplum tarafından silinmiş bir çocuk. Bu profili, onu bir çocuk katili için doğrudan açık hedef haline getiriyor. Ancak katilin hesaba katmadığı tek şey, gelecekten gelmiş bir kahraman.
Satoru elinden geleni yapsa da ilk denemesinde başarısız oluyor ve tutuklanıyor. Tam o anda, içinde kalan son bir umut kırıntısıyla tekrar geçmişe gitmeyi deniyor ve aynı güne ışınlanıyor. Bu kez başarılı oluyor; çünkü yalnız savaşmaması gerektiğini fark ediyor. Annesinin de hep söylediği gibi kibirden, tek başıma yaparım düşüncesinden uzaklaşıyor. Arkadaşlarına inanmayı seçiyor. Arkadaşlarının yardımını kabul ediyor; özellikle annesi Sachiko, keskin zekasıyla oğluna yol gösterici oluyordu. Yetişkin Satoru’ ya canı pahasına yardım edip ona inanan iş arkadaşı Katagiri’yi de unutmamak lazım.
Arkadaşları ve annesi dışında Satoru’ya destek olan biri daha vardı: öğretmeni Yashiro. O aslında Satoru’nun en çok güvendiği, babası yerine koyduğu kişiydi. Kayo’nun kurtulması için yardımcı olmuştu. Yani en azından Satoru, Yashiro’nun öğrencilerini koruduğuna inanmıştı. Onları koruyan kişiyle, öldürmek için pusuda bekleyenin aynı kişi olduğunu nereden bilebilirdi ki zaten?


Hikâyemizin sonu aslında pek de istediğimiz gibi bitmiyor. Katil, Satoru tarafından korunan kurban adaylarını öldüremediği için Satoru’yu ortadan kaldırmak istiyor. Sonuç olarak Satoru; annesinin, arkadaşlarının ve katilin iftira attığı Yuuki’nin hayatını kurtarıyor, onlara bir gelecek sunuyor. 15 yıl sonrasına uçuyoruz ve Satoru 15 yıl komadayken arkadaşlarının bir gelecek inşa ettiğini görüyoruz. Bir kahraman için çok gururlu bir an olsa da Satoru’nun çocukluk aşkı Kayo kucağında bir bebekle içeri girdiğinde biraz hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bu arada Kayo’nun Satoru’nun en yakın arkadaşlarından biriyle evlendiğini de söylemezsek hikâye yarım kalır.


Yıllardır Satoru’nun uyanmasını bekleyen kişiler arasında onu bu hale sokan katili de vardı. Satoru’dan başka onun yaptıklarını bilen yoktu ve o, kendisini Satoru’ya muhtaç hissediyordu. İnanması zor ama final sahnesinde Satoru’nun öldüğünü zannedip "Ben de artık yaşayamam," diyerek intihar etmeye bile çalışıyor. Sevdiğiniz kız belki sizi 15 yıl beklemeyebilir ama emin olun, katiliniz bekliyor.
Erased, sadece bir katili bulma hikayesi değil; pişmanlıkların arasından sıyrılıp 'yalnız olmamayı' öğrenme yolculuğuydu. Satoru, 12 bölümlük bu soluksuz macerada bize şunu öğretti: Geçmişin yükü ne kadar ağır olursa olsun, doğru insanlara inandığınızda o yükü paylaşacak birileri mutlaka çıkar. Belki sonu hayal ettiğimiz o masalsı kavuşmayla bitmedi ama Satoru’nun uyanışı, sevdiklerinin aldığı her nefeste yeniden gerçekleşti. Ve bazen, birinin geleceğini kurtarmak, kendi geçmişinden vazgeçmeye değer.
