Bayram Paleti

Bayramın kendine özgü bir renk paleti var; ne cıvıl cıvıl ne de sönük. Bu yazıda o paletten beş renk seçip her birini bir aile filmiyle eşleştirdik. Her kartta filmin hikayesi, o renkle neden örtüştüğü ve o rengin taşındığı bir sahne var.

Salish

5/27/20264 min read

01

Şeftali

Bayram sabahlarının rengini andıran şeftali; dışarıdan giren güneş ışığının mutfak perdelerine vurduğunda aldığı o sıcak tondur. Yani hiçbir şeyin acele olmadığını, sadece var olmanın yettiği anlardır.

Bayram deyince aklımıza soft, sıcak ve birazda nostaljik bir palet geliyor. Tüllerin içinden süzülen sabah güneşi, anneannelerin masasındaki çini tabaklar, çay bardağından yükselen buhar... Bu paletten beş renk seçtik ve her biriyle örtüşen bir aile filmi önerdik. Filmdeki o rengin taşındığı sahneleri de not ettik; çünkü iyi bir film izlemek, bazen bir renge uzun uzun bakmaya benzer.

Ailesi tarafından müzik yapmaktan men edilen küçük Miguel, yanlışlıkla ölüler diyarına geçer. Orası karanlık değil; rengarenk, ışıltılı ve gürültülüdür. Miguel'in tek derdi geri dönmek ve asıl büyük-büyük dedesiyle yüzleşmektir. Coco, "aile ne demektir" sorusuna iki yönden birden bakar: bizi kısıtlayanlar ve bizi var edenler olarak. Filmin sonunda Mama Coco'nun hatırladığı an neredeyse herkesin ağladığı sahnedir. O sahnenin rengi de tam şeftalidir; sıcak, yavaş ve içinden geçip giden bir ışık gibi.

COCO

LİTTLE WOMAN

02

Gül kurusu

Duvardaki eski fotoğrafların tonu. Solmuş ama daha da güzelleşmiş. Bayramda ziyarete gittiğinizde kapıyı açan o güler yüzün rengi.

Amerika İç Savaşı döneminde dört kız kardeş, hem birbirleriyle hem de büyümenin ağırlığıyla boğuşur. Hırçın Jo, romantik Meg, kıskanç Amy ve iyi kalpli Beth; her biri farklı bir kadın olmak ister ama hepsi aynı evde, aynı sofrada büyümüştür. Greta Gerwig bu hikayeyi geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelerek anlatır; bu yüzden kayıplar daha ağır, neşe daha parlak hisseder. Kardeşlik, kıskançlık, özgürlük ve fedakarlık konularına dürüstçe dokunan bir film. Özellikle kadın izleyiciler için özel olsa da herkes bir karakterde kendini bulur.

SPİRİTED AWAY

03

Lavanta

Bayram öğleden sonralarının tonu. Herkes biraz uyuklar, perdeler yarı kapalıdır, zaman yavaşlar. Lavanta; gerçekle rüyanın tam arasında durur.

On yaşındaki Chihiro, ailesiyle terk edilmiş bir lunapark gibi görünen gizemli bir yere girer. Geceyle birlikte her şey değişir: annesi ve babası domuz olmuştur. Chihiro onları kurtarmak için ruhların, tanrıların ve büyücülerin yaşadığı bu dünyada çalışmak zorundadır. Miyazaki hiçbir şeyi açıklamaz; izleyiciye güvenir. Çocuklar bunu bir macera filmi olarak izler, yetişkinler ise kayıp ve kimlik üzerine derin bir film olarak. İkisi de doğrudur. Chihiro'nun hiçbir şey yapmadan sadece var olduğu lavanta sessizliği bu filmi diğerlerinden ayıran şeydir.

MY NEİGHBOR TOTORO

04

Mint

Bayramda kapıdan çıkıp ilk havayı çektiğinizde aldığınız nefes. Her şey temiz, her şey hafif. Mint; kalabalık içinde bile bir soluk almak gibidir.

Satsuki ve küçük kız kardeşi Mei, babaları ile birlikte taşraya taşınır. Anneleri hastanededir ve iyileşmesini bekliyorlardır. Ormanı keşfederken kocaman, yumuşak ve sessiz bir orman ruhu olan Totoro ile tanışırlar. Miyazaki bu filmde kötü adam koymamıştır; çatışma yoktur, düşman yoktur. Tek gerilim anneyi özlemektir ve bu, başka her şeyden daha ağır bir histir. Filmi izledikten sonra büyükler ağlar, çocuklar güler. Yağmurda otobüs durağındaki sahne, sinemada nezaketi anlatan en güzel anlardan biridir.

SOUL

05

Altın

Bayramın en yoğun tonu. Sofranın ortasındaki ışık, çocukların gözlerindeki o parlama, bir günün tam olduğunu hissettiren o son saat. Altın; hatıraların rengidir.

Joe Gardner, hayatı boyunca caz müzisyeni olmayı hayal etmiş bir müzik öğretmenidir. Nihayet hayalindeki sahneye çıkacağı gün yanlış adım atar ve ruhlar alemine düşer. Oradan kaçabilmek için daha önce hiç doğmamış bir ruhla, 22 Numara ile iş birliği yapmak zorundadır. Soul, "yaşamın amacı nedir" sorusunu çocuklara soran ilk filmdir; ancak cevabı yetişkinler anlar. Joe'nun annesiyle geçirdiği terzi dükkanı sahnesi filmin en altın anıdır: iki insan yıllarca birbirinin yanında olmuş fakat hiç gerçekten bakamamıştır. Bayram öğleden sonrasına tam uygun bir film.

Bayram geçer, filmler kalır. Ya da tam tersi filmler geçer, bayramın o yumuşak rengi bir yerlerde kalır. İkisi de aynı şeyi yapıyor aslında: bir anı tutmaya çalışıyor. İyi filmler de iyi bayramlar gibidir. Tam ortasındayken farkında olmazsınız, ama biter bitmez geri dönmek istersiniz.

Sevdiklerinizle musmutlu bayramlara..

Kült Sinema Kulübü

info@kültsinemakulübü.com

Necmettin Erbakan Üniversitesi Köyceğiz Kampüsü